29 Aralık 2011 Perşembe

Bu da benim şükürnamem!

Keyifle takip ettiğim, hem Kelebek hem de Elele’de  yazan  4 Yapraklı Yonca, yani Yonca Tokbaş, 2011 Hesapnamesi’ni yapmış. Hayalnamesini hazırlamış. Yıl bitiyor, hesap kitap zamanı tabii!

Elimi çabuk tutuyorum, ben de F klavyeme sarılıyorum. Şurada 3 gün kaldı yeni yıla… Evde çocuklar çoktan yaptı bile. Bu yıl neler istediler, neleri olamadı… Yeni yıldan neler bekliyorlar, dikkatimize sundular.  Ikea  tasarım, yeni yıl ağacımıza astılar.
 Bu “Şükürname” bana çok uyar diyerek ben de bloğuma yazıyorum; yukarıdakinin dikkatine! 2011’e değişikliklerle girdim, yeniliklerle çıkıyorum. Ve yine şükür diyorum!

Bu cesaretsizlikle, bu stres topu halimle nasıl karar veriyorum, vallahi bilmiyorum. Karar filan veremiyorum zaten. Kimilerinin evrene gönderdiği, kimilerinin meleklere yüklediği işi ben de Allah’a havale ediyorum. “Sen bilirsin!” deyip işin içinden çıkıyorum. Şükür ki, beni olmam gereken yere, ‘zamanı geldi geçmeden, hareket et!” diyerek götürüyor. Dostlarım da sağolsun… Onlar da ittiriyor, cesaretlendiriyor, teraziyi dengelemeye çalışıyorlar. Bu kadar kararsız arkadaşları olduğu için, geçici bir süre deliriyorlar ama hep yanımdalar. Şükür!
Çok kırgın, çok keyifsiz girdiğim 2011’in de hakkını vermek istiyorum. Bol bol kendimi dinlediğim, yogaya başladığım, kocamla, yazın boğazda, kışın Yıldız Parkı’nda sincaplar eşliğinde yürüyüşler yaptığım, hatta yıllarca sağlığın içinde olup doktorlardan köşe bucak kaçan ben, sonunda check-up bile yaptırdığım, sosyal medyaya daldığım, sevgili bloğumu açtığım, yeni bir başlangıçla kapatmaya hazırlandığım güzel bir yılı geride bırakıyorum. Şükür!

Değiştiremedim şeyler de var tabii. Çocuklarıma dair vicdan azaplarım devam ediyor. Önce yapıyorum, sonra vicdan azabından ölüyorum. Hala eskiyen koltuklarımdan, yemek odamdan da kurtulamadım.  Yogayı bir türlü düzenli hale sokamadım. Doğru dürüst para kazanamadım. Müzik, sinema kültürümü olduramadım. Yılan hikayesine dönen İngilizce derdime hala çare bulamadım. Hepsini 2012’ye devrediyorum.
2012’de önce çocuklarımla iyi geçinmeyi diliyorum. Onların başında sürekli, “hadi dersinizi yapın”, “hadi yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın”, “hadi hazırlanın, evden çıkın”  diye bağıran anne olmaktan çok sıkıldım, yemin ederim. Yılın annesi olamayacağım kesin ama sabırlı ve anlayışlı anne olmak istiyorum. Şakır şakır İngilizce konuşmak istiyorum. Daha çok yürümeyi, haftada 3 gün yoga yapmayı istiyorum.  15 yıl önce hayallerimi süslemeye başlayan  “zenci popolu” olma halini hala hayal ediyorum. Beni zorunlu olarak emeklilik moduna sokanlara inat, yine deli gibi çalışmak, Yonca’nın deyimiyle yine ‘ota moka’ heyecanlanmak istiyorum. Önce sağlık ve huzur, ardından bereketli bol para ve seyahat diliyorum.

Yonca’nın ‘amin’lerine de el açarak eşlik ediyorum: Amin, amin, amin!!!

 Not: Bu yazıda da elçilik bir durum yok!

Melek Elitok Tuncay  

9 Aralık 2011 Cuma

Ben Menti! Mentorumu arıyorum!

Bir mentorum olsun, ben de menti olayım istiyorum. Benimle tecrübelerini paylaşacak, yaşadığı olumlu, olumsuz örnekleri anlatacak, farklı görüş ve düşünceler karşısında yönetebilme ve rekabet savaşında güçlü bir şekilde varolmayı öğretecek, farklı kapıları açmamda arkamdan itecek bir mentorla çalışmak istiyorum. Kısacası, damıtılmış tecrübelere ihtiyacım var!

Koçluk Şirketi Praesta ve Forbes Türkiye’nin ortak yürüttüğü, Ekim ayında Türkiye ayağı start alan “Şirketlerarası Mentorluk Programı” yaratıcısı PeninahThomson, programın üç ayda büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Yönetim Kurulu Başkanları, CEO’ların desteğini alarak daha çok kadın üyenin yönetim kurulu koltuklarına oturmasını hedefliyor bu program. Türk iş dünyasının liderleri soyunuyor bu işe…  
Mentorumun talimatlarını dinleyeceğime söz veriyorum. Türkiye’de bu özel kulübün mentileri henüz belirlenmemiş. Ama mentorluk yapacak seçkin isimler hızla tamamlanıyormuş… Ben mentiliğe adayım! Buradan duyurulur!

Hala öğrenmem gereken o kadar çok şey var ki! 17 yıl oku, 22 yıl çalış! Öğren, öğren bitmiyor! Boşa söylememişler: Öğrenmenin sonu yok!  Zaten “zaman öyle hızlı akıyor ki…” demeyeceğim, çünkü zamanı kullanmayı hala öğrenemedim. “ Hayır!” demeyi de öğrenemedim. Bunlar en masumları… Daha neler var neler öğrenemediğim!
Eksiklerimi biliyorum, öğrenmeye, yetişmeye açığım. Makul düzeyde hırsım var.  Türküm, doğruyum, çalışkanım (:

Hedef odaklıyım. Yaşa takılmazsam bu kulübe gireceğim!
Bu kez elçi filan değilim. Mentorlar!!! Beni seçin, beni…


Not: Çok ciddiyim.

Melek Elitok Tuncay

1 Aralık 2011 Perşembe

Eyvah! Evde “ergen” var…

İlköğretim 6. Sınıf Fen kitaplarında işlenen ilk konularından biri ergenlik!  Eee güzel!
Üstüne, Fen öğretmeni  de diyor ki: “Çocuklar siz ergensiniz artık! “

Eyvahlar olsun! Bizim evdeki ergen adayı da, “Ben ergenim!” diyerek, yapması gerektiğini düşündüğü her şeyi yapmaya çalışıyor:
-Bağırmak, çağırmak, istediği konuda ısrarcı olmak
-Kapı çarpmak, kapalı kapılar ardında oturmak
-Ayna karşısında kendini seyretmek, makyaj yapmak
-Bağıra bağıra şarkı söylemek ya da müzik dinlemek
-Karşı gelmek, bir dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak
-Dersleri askıya asmak!
-Ders çalışmayı “ineklik” olarak tanımlamak
-…………………………………………………………………

Ama ortada başka bir belirti yok! Henüz ergen filan değil. Her şeyin piresi var ya, bu da “Pre-Ergenlik Sendromu”  PES yani!
Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemi olarak tanımlanan bu dönemde; fiziksel, cinsel ve psikolojik yönden değişimler ve gelişimler gözleniyor, okey.  Bizim ergen adayının ilk belirtileri davranışsal!

Ben, ergenlikle ilgili ciddi haberler peşinde koşarken evde ergenlik rüzgarlarının esmesine hazırlıklı değilmişim meğer… Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz hocamla, erken ergenlik, ergenlikte boy ve kilo artışı, ergenlikte büyüme hormonu eksikliği gibi tedavi gerektiren haberlerle ebeveynlerin dikkatini çekmeye çalışırken, bizim evdeki ergen adayı da kaprisleriyle benim dikkatimi çekmeye çalışıyor. Atilla hocayla bana özel pre-ergenlik konuşmam gerekiyor anlaşılan. Bilgileri mutlaka paylaşacağım. Eminim ergenliğe girmek üzere çocuğu olan herkesin ihtiyacı olacak!

Elçiye zeval olmaz; sözüm Fen öğretmenlerimize:
“Lütfen bizim çocuklara ‘ergensiniz, belirtiler bunlar, bunları yapabilirsiniz’ demeyiiiin!”

Melek Elitok Tuncay