Elimi çabuk tutuyorum, ben de F klavyeme sarılıyorum. Şurada 3 gün kaldı yeni yıla… Evde çocuklar çoktan yaptı bile. Bu yıl neler istediler, neleri olamadı… Yeni yıldan neler bekliyorlar, dikkatimize sundular. Ikea tasarım, yeni yıl ağacımıza astılar.
Bu “Şükürname” bana çok uyar diyerek ben de bloğuma yazıyorum; yukarıdakinin dikkatine! 2011’e değişikliklerle girdim, yeniliklerle çıkıyorum. Ve yine şükür diyorum!
Bu cesaretsizlikle, bu stres topu halimle nasıl karar veriyorum, vallahi bilmiyorum. Karar filan veremiyorum zaten. Kimilerinin evrene gönderdiği, kimilerinin meleklere yüklediği işi ben de Allah’a havale ediyorum. “Sen bilirsin!” deyip işin içinden çıkıyorum. Şükür ki, beni olmam gereken yere, ‘zamanı geldi geçmeden, hareket et!” diyerek götürüyor. Dostlarım da sağolsun… Onlar da ittiriyor, cesaretlendiriyor, teraziyi dengelemeye çalışıyorlar. Bu kadar kararsız arkadaşları olduğu için, geçici bir süre deliriyorlar ama hep yanımdalar. Şükür!
Çok kırgın, çok keyifsiz girdiğim 2011’in de hakkını vermek istiyorum. Bol bol kendimi dinlediğim, yogaya başladığım, kocamla, yazın boğazda, kışın Yıldız Parkı’nda sincaplar eşliğinde yürüyüşler yaptığım, hatta yıllarca sağlığın içinde olup doktorlardan köşe bucak kaçan ben, sonunda check-up bile yaptırdığım, sosyal medyaya daldığım, sevgili bloğumu açtığım, yeni bir başlangıçla kapatmaya hazırlandığım güzel bir yılı geride bırakıyorum. Şükür!
Değiştiremedim şeyler de var tabii. Çocuklarıma dair vicdan azaplarım devam ediyor. Önce yapıyorum, sonra vicdan azabından ölüyorum. Hala eskiyen koltuklarımdan, yemek odamdan da kurtulamadım. Yogayı bir türlü düzenli hale sokamadım. Doğru dürüst para kazanamadım. Müzik, sinema kültürümü olduramadım. Yılan hikayesine dönen İngilizce derdime hala çare bulamadım. Hepsini 2012’ye devrediyorum.
2012’de önce çocuklarımla iyi geçinmeyi diliyorum. Onların başında sürekli, “hadi dersinizi yapın”, “hadi yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın”, “hadi hazırlanın, evden çıkın” diye bağıran anne olmaktan çok sıkıldım, yemin ederim. Yılın annesi olamayacağım kesin ama sabırlı ve anlayışlı anne olmak istiyorum. Şakır şakır İngilizce konuşmak istiyorum. Daha çok yürümeyi, haftada 3 gün yoga yapmayı istiyorum. 15 yıl önce hayallerimi süslemeye başlayan “zenci popolu” olma halini hala hayal ediyorum. Beni zorunlu olarak emeklilik moduna sokanlara inat, yine deli gibi çalışmak, Yonca’nın deyimiyle yine ‘ota moka’ heyecanlanmak istiyorum. Önce sağlık ve huzur, ardından bereketli bol para ve seyahat diliyorum. Yonca’nın ‘amin’lerine de el açarak eşlik ediyorum: Amin, amin, amin!!!
Melek Elitok Tuncay
aferin arkadasim ne guzel bir durustluk ile acmisin kendini...
YanıtlaSil2012 degisim yili biliyorsun bunlarin hepsinin olmasi sana bagli kardes....ve senin elinde
yola devam...
en onemlisi saglik
sonra gelsin bolluk bereketopuyorum seni ve tesekkur ediyorum hayatimda olup ve bana kattigin zenginlikler icin
2011'de tüm dileklerin gerçekleşsin ve guzel yazıların çoğalsın
YanıtlaSilBence sen "şükürname" yazarak esasında istediklerine ulaşmaya, yakınanlara nazaran bir adım daha yakınsın! Bayıldım bu tutumuna.
YanıtlaSilŞimdi de isteklerin gerçekleştiğinde olacağını düşündüğün kişi ol önce, gönder enerjiyi evrene. Şey pardon, evren mevren demiyo muydum???puhaha