45’lik ben; diyeceğim odur ki...
En basit haliyle anlatmaya çalışayım. Konuşmaktan yazmayı unutmuşum bu aralar gerçi...
Halbuki yazmanın yerini tutar mı konuşmak! Ağzından çıkanı
duymaz hale gelene kadar konuşmak! Aman aman.. Büyük tehlike! Yaz işte,
kelimeleri özenle seçerek. Kırmadan, dökmeden, düşüne düşüne, sindire
sindire… Ve en doğru şekliyle ifade et
kendini. Şimdi öyle yapacağım.
45 yaşımı, 45'lik adlı barda kutladım. Önce duygusala bağladım, sonra mantığa!
Geleyim sadede… Sahip olduğun bir şeylerden kopmak hiç de
kolay olmuyor. Yaşanmışlığı olan bir eşarptan, bir çantadan, bir şarkıdan bile… Ya; çok değer
verdiğin bir insanoğlu veya kızıysa! Acı çeke çeke, kıza kıza atıveriyorsun hayatından… Belki koca, belki sevgili, belki çok yakın bir
dost ya da arkadaş. Belki komşu... Ya da çok bağlandığın bakkalın, çakkalın,
kasabın, markette her seferinde sohbet ettiğin kasiyer kızcağız! Önce gözün
tutmuş, ısınmışsın. Frekans yakalamış, sevmişsin. Ortama, mekana, duruma göre
paylaşıyorsun…
Bir gün!
Hiç beklemediğin bir şey yapıyor. Büyük bir kötülük, büyük
bir yanlış, büyük bir kabahat değil belki… Sadece beklemediğin bir davranış!
Sonra diyorsun ki; “Nasıl yani? Neden ki?”
Sonra diyorsun ki; “Hiç mi?..... ”
Ve sonra anlıyorsun ki; sahiplenmemek lazım!
Elçi, şu anki ruh haliyle diyor ki:
“Mal, mülk, para, insan biriktirme! Çıplak geldik, çıplak
gideceğiz.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder