cılgın proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cılgın proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2011 Perşembe

Çılgın Proje’yi protesto ediyorum!

Yeter! İstanbul’un katline son verilmeli. Zaten ne tarihi, ne kültür mozaiği, ne güzelliği kaldı… Evden çıkıp ofise gidene kadar- Gayrettepe, Levent arasında- iş kuleleri, alışveriş merkezleri, yapımı devam ederek içimi acıtan, Gök kafesi bile gölgede bırakan devasa Zorlu Center’ı, günün her saati yoğun olan trafiği yaşadıkça ölüp ölüp diriliyorum. Bazen sabah erkenden, bazen öğle aralarında kaçarak, bir apartman dairesine sıkışmış da olsa, en azından hocalarımla huzur bulduğum yoga merkezime gidiyorum. Yogamı yapıp, ruhumu, zihnimi, bedenimi rahatlatmaya çalışıyorum.
Ama ne mümkün! Sabahın körü bütün vücudumu esnetip enerji depolamışım. Ofise gelip gazeteyi açınca “çılgın proje” beni çıldırtıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın seçim öncesi açıkladığı, hatta daha önce ortaya atılmış bir proje olduğu iddia edilen "İstanbul için Çılgın Proje"yi "İs-te-mi-yo-ruuuuuuuuuum.!" Bu şehre artık bir çivi çakılmasını istemiyorum. Bu ülkenin vatandaşı, bu şehrin insanı olarak “istememe” hakkımı kullanıyorum. 
“Hah! Sana mı soracaklar!” demeyin! Sandık başında soracaklar…
En çok da Çatalca gidiyor elimizden, ona üzülüyorum. Annem ve babamın bir oda, bir bahçe küçük bir evi var Çatalca’nın Ova Yenicesi’nde… Her yer tarım arazisi orada. Değerleniyormuş, tarlaların fiyatları artıyormuş… İstemiyoruz kardeşim! Biz değerlensin istemiyoruz. Bahçemizde nefes almak istiyoruz, toprağımızdan domates yemek istiyoruz.  Akbabalar saldırmış oralara, arazi toplamaya başlamışlar…
Yağma başlamış yani! Şehirleşiyoruz, modernleşiyoruz,küreselleşiyoruz....   
Hayır; gemi trafiği hiç de azalmayacak. Tanker felaketi, boğaz sayısı ikiye çıkınca katlanacak, deniz ve kara trafiği bütün kenti saracak. –Cumartesi, Pazar Çatalca trafiğini biz biliriz-. Boğaz ekolojisi bozulacak. Kent boğuldukça boğulacak. Rant kavgası sosyal patlamalara neden olacak!

Bu yüzden; destur! Diyorum.
Melek Elitok